İl İdare Kurulunda işler ahbap çavuş ilişkisiyle mi yürütülüyor? - Köşe Yazısı
03 Temmuz 2026, Cuma 19:052024 yılından bu yana aynı konuyu yazıyorum.
Defalarca…
Fotoğraflarıyla, videolarıyla, bilgi ve belgeleriyle birlikte Sayın Valimize, Sayın Vali Yardımcılarımıza ve Kahramanmaraş Valiliğine resmi başvurularda bulundum.
İddiam açıktı.
Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğüne tahsis edilen resmi aracın amacı dışında kullanıldığı yönündeki iddiaların araştırılmasını istedim.
Çünkü devletin malı, milletin malıdır.
Resmi araçlar; kişisel ihtiyaçlar için değil, kamu hizmeti için tahsis edilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 237 sayılı Taşıt Kanunu da bu konuda sınırları açıkça çizmektedir.
Ben kimsenin peşinen cezalandırılmasını istemedim.
Sadece iddiaların araştırılmasını istedim.
Ancak Kahramanmaraş Valiliği İl İdare Kurulu, Sayın Hamit Kılınç'ın başkanlığında "soruşturmaya gerek yok" kararı verdi.
Peki neden?
Hangi inceleme yapıldı?
Hangi deliller değerlendirildi?
Hangi hukuki gerekçeyle bu sonuca ulaşıldı?
Bu soruların cevabını bugüne kadar ne ben alabildim ne de kamuoyu.
Aradan iki yıla yakın zaman geçti.
Değişen bir şey oldu mu?
Hayır.
Aksine kamuoyunda oluşan "dokunulmazlık" algısı daha da güçlendi.
Bugün hâlâ Valiliğin birçok programında aynı isim ön planda.
Görev alanı tartışma konusu olan toplantılarda dahi en ön sıralarda yer alıyor.



Her programda objektiflere yansıyan karelerde bulunuyor.
Bütün bunlar ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor:
Gerçekten bu kadar rahat olmasının sebebi nedir?
Geçmişte aynı kişi hakkında bir şehit yakınına yönelik hakaret iddiasıyla adli süreç yaşandı ve mahkeme tarafından ceza verildiği kamuoyuna yansıdı.
Burada cevabını merak ettiğim soru yine Sayın Hamit Kılınç'adır.
Adli makamların değerlendirmesi ortadayken, siz neden idari yönden "soruşturmaya gerek yok" dediniz?
Devletin disiplin hukuku ile ceza hukuku birbirinden bağımsızdır.
O hâlde hangi hukuki gerekçeyle bu dosya kapatıldı?
Bir başka dikkat çekici konu daha var.
Kamuoyunda ve kulislerde uzun zamandır konuşulan bir söylem var.
Ablamızın hep dediği birşey var: "Hanımefendi benim arkadaşım, Bana kimse bir şey yapamaz."
Bu özgüvenin kaynağı nedir?
Bu rahatlık nereden gelmektedir?
Adı sıkça konuşulan o hanımefendi kimdir?
Yoksa bütün bunlar sadece bir algıdan mı ibarettir?
Eğer öyleyse, bu algıyı ortadan kaldıracak olan da şeffaflıktır.
Biz bu yazıları kişisel husumetle yazmıyoruz.
Meselemiz kişiler değil.
Meselemiz devletin itibarıdır.
Çünkü devlet, yanlış yapanı koruyarak değil; iddiaları araştırarak, hukuku herkese eşit uygulayarak güçlenir.
Bir gazeteci olarak görevimi yaptım.
Bir vatandaş olarak dilekçemi verdim.
Son sözüm Sayın Hamit Kılınç'a...
2024 yılından bu yana Kahramanmaraş Valiliğine sunduğum resmi dilekçe bilgi-belgeler ortadadır.
Aradan bunca zaman geçmesine rağmen neden hiçbir idari işlem yapılmadı?
Neden soruşturma açılmadı?
Hangi inceleme sonucunda "soruşturmaya gerek yok" kararı verildi?
Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa, bunu kamuoyuna açıklayın.
Eğer araştırıldıysa, hangi yöntemle araştırıldığını ve ulaşılan sonucu paylaşın.
Çünkü bu sessizlik, iddiaları ortadan kaldırmıyor.
Tam aksine, kamu vicdanındaki soru işaretlerini büyütüyor.
Ve son olarak...
Hiç kimse hukukun üstünde değildir.
Hiç kimse bulunduğu makamdan dolayı dokunulmaz değildir.
Devletin gücü kişilerden değil, hukuktan gelir.
Kamuoyu da bugün tam olarak bunu görmek istemektedir.
Son olarak;
Sayın Hamit Kılınç...
Son dönemde, "Gazetecilerin dilekçesi üzerine soruşturma başlattık." açıklamalarıyla kamuoyuna yansıyan dosyaları görüyoruz.
Elbette kamu adına yapılan her soruşturma kıymetlidir.
Ancak burada cevap bekleyen çok önemli bir çelişki var.
Eğer gazetecilerin verdiği dilekçeler soruşturma açılması için yeterli görülüyorsa...
2024 yılından bu yana benim Kahramanmaraş Valiliğine sunduğum resmi dilekçe neden işlem görmedi?
Bilgi ve belgeleriyle teslim ettiğim başvurular neden dikkate alınmadı?
Benim gazeteciliğimi mi beğenmediniz? Yoksa hukuku istediğiniz gibi mi yönlendiriyorsunuz?
